1 Şubat 2026 Pazar

Geç kalmışlık hissi🖼️

Yeni yılın ilk yazısını ilk ayının son gününde yazmak ayrı bir şeref benim için :) Güzel ve hızlı geçen çalkantılar ve stresin hep var olduğu ama geç kalmışlığı dibine kadar yaşadığım şanslı bir ay oldu. Yeni bir çevre diyecem de geçen ay son kalan arkadaşımı da hayatımdan çıkarmanın garip rahatlığı ve burukluğunu iliklerine kadar yılın son gününde hissettim. Şey gibiydi, daha önce yapılması gereken geç kalınmış bir karar. Acımasızca gelebilir bu ruh halim size belki ama dostlarım sakın bir şeye çok hayretle bakmayın. Bazen taşlar yerine sizin lehinize oturduğunda aleyhinize gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Bu hayatta en çok tekrar eden cümlelerden illet ettim. Tekrarını yaşadığım bir hayatı istemiyorum. Bir diziyi, filmi ya da kitabı ikinci defa izlemek bana azap gibi geliyor. Tekrar eden şeyler birikiyor gibi, kötü bir kokusu ve enerjisi oluyor. Bi çürümüşlük hissediyorum. O yüzden bazı şeyler bitmeli, arkadaşlıklar da buna dahil. Özlediğim yanlarında galiba aşırı pragmatist davranıyorum. Bazı şeyler yarım kalmalı bu sevdiğim şeyler için geçerli ama yarım bırakılan sanki bir kısırdöngüye giriyor ve sonsuzluk yolunu tutuyor. Öyle işte uzun lafın kısası. Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendisi gibi bilir.

Yeni yıl demişken ben mistik şeylere aşırı inanan bir insan olduğum için bu 2026 yılı bana can babamın yolluğunun 10. Yılına girdiğimi hatırlatması acısı dışında benim için güzel bir ekim süreci olacak hissediyorum. 2024-2025 yılları benden vazgeçemeyeceğim şeyleri hayatımdan çıkarma cesareti vererek çok güzel bir şeyler aldı. Sanki önce bir rüzgar her şeyi süpürdü ortalık temizlendi sonra sağlam bir yağmurla temizlenen toprağım yeni filizler açsın diye yıkandı, yenilendi, mis gibi koktu. Eskinin bayat tadı, küf ve naftalin kokusu gitti yağmur sonrası toprak kokmaya yenilenmeye baş koydu.  2026 yılı ise bu ekim sürecinde bana cesareti, gücü, hevesi verdi evet o geç kalmışlık hissi vardı yine ama evet o meşhur amadan sonra gelen cümlenin olumluluğu işte ama geç olsun güç olmasın beee! Olan hayırlıdır. Dedirtti. İzleyelim ve görelim tüm dünya için kaos yılı öngörülürken benim hevesliliğim :) 

Yeni bir şeyler yeni enerjiler ve umutlar da getirdi tabi hevesimiz kursağımızda kalmadı da değil. Yalnız içimde yine o garip rahatlık ve huzur var ya o benim yol gösterenim gibi. Bazan çok kötü şeyler yaşıyorum ama içimde garip bir huzur ile aydınlaşmış bir ruh ve teslimiyet. Valla şimdi o’cu bu’cu demeyin bende bir sıkıntı var ben bu kadar nasıl huzurlu olabilirim hayır yıllardır da  anlatıyorum nazar falan da değmedi yani. Ermiş miyim zamane dervişi mi bilemedim. Bunu ticarete döksem var ya parayı kırardım. Galiba olanla yetinmeyi öğreniyor insan. Merkezden çıkıp benlik davasını bırakıp kendini de yok ediyor belki acınası bir haldir bilemem. 

Geçen ayın son gününü güya ben mahvetmişim gibi bana ağza alınmayacak hakaretleri eden bir kişi vardı kötü söz etmem zaten ama bana “kendini bir şey zannediyorsun.. bilmişlik taslıyorsun.. çok zeki mi zannediyorsun kendini.. içindeki yaşlı ruhun beni rahatsız ediyor .. avel avel geziyoruz …” falan ağza alınmayacak laflar etti eğer birgün açar okursan gizliden o çok istediğin şey hiçbir zaman olmayacak bunu bana ettiğin hakaretlerden anladım demek ki ona da böyle hak etmediği çirkefliği yaptın. Unut onu sen en iyisi. Senin gibiler arkadaşlığın dostluğun kıymetini bilmezler. Kendini bilsen çevreni de bilirdin. Ne demiş Mahsuni “kendini bilmeyen canım Hakkı ne bilsin, halkı ne bilsin…” . Kişi kendinden bilir işi. Sen de kötü bir insan değildin ama doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişiye, doğru tepki vermeyi bilemedin. Kaybeden de bu yüzden kaybeder işte. İşin özü. Kendine dön. 

Bizler çok sütten çıkma ak kaşıklar değiliz. Bazılarımız çok kötü niyetli bazılarımız iyi olabilir hepsi içimizde mevcut. Ama sıkıntı evrensel iyi ve kötünün olmayışı belkide. Burada vicdan devreye giriyor işte. Vicdan ne kadar rahat. O da göreceli ama kişiye mahsus. Vicdanımız bizi belki kurtarır düştüğümüz kuyulardan, çukurlardan, karanlıklardan. Vicdanlı nesiller yetiştirmemiz lazım. Aşağılık kompleksi olan insanlar değil. Narsist hiç değil. Kendini seven, çiçekleri, böcekleri seven, büyüklere saygılı küçüklere sevgiyle yaklaşan. Ufkumuz geniş olmalı, mesela gezmeliyiz elimizden geldiği kadar. Sosyal medyaya bakıyorum millet aldığı kıyafeti, makyaj malzemelerini, arabalarını, evlerini, hatta çocuklarını gözümüze sokuyor. Abi gezin görün dünyada neler oluyor. Elde ne ceylanlar var bakın. Neden bu kadar garip bir hal aldık anlayamıyorum belki de gerçekten gençlere, gençler diyen yaşı otuzlarında ama ruhu atmışlarında bir insanım. Ve anlayamayacağın yolun iki yarısını da tamamlamışım. Son düzlükte beni zar zor idare eden hafızam ve asla terketmeyen kelimelerimle size bir kitap bırakacağım. Delinin bir ömrü olur her halde adı da. Yazarım bir ömre neleri sığdırdığımı tavandan gelen kuş sesleri ile yıldızlı gökyüzünün altındaki ıslanmış yolların ıslak havasını. Beni heyecana sürükleyen hatıralarımı. Biraz babamı biraz da annemi. İsyankar kardeşlerimi ve ağzı bozuk öfkemi. Mutluluğum az yazıya dökülen bir konu. Mutsuzken daha asi yazıyorum doğrusu. Bir saattir yazıyorum. Serçe parmağım ağrıdı. Daha büyük acı yaşatmadın Allahım :) 

Şu güzel gecede esen kalın, düşleriniz gerçek acılarınız geçici olsun. 


31.01.2026/23:14| fk

Hiç yorum yok:

Günah benim🐦‍⬛

  Zihnimin deli gibi çalıştığı bir süreçteyim. Kafam yanıyor. Öfkem o kadar fazla ki hani Tufan çıksa kendi çevremde girdap oluştururum. Tan...