Çocukların hala aynı düzen devam ediyor, ayranı bol mu geliyor derlerdi böylesine tam bilemedim. Sen oralardan görüyorsundur belki. Annem hâlâ her kapımızın önüne gelen kuşu sen sanıyor. Gözleri parlayarak anlatıyor durup ona baktığını, yemi yiyişini, bahçe su kapları ile dolu. Her su içen kuşu bizdenmiş gibi görüyor. Bugün sordum babamı ilk gördüğünde üstünde ne vardı diye şapkana kadar anlattı başını eğip ilk o bakışını bile. Bunca zaman kendi acılarımı görmüşüm farketmemişim onların da yasını. Bekir geçen rüyamda görüyorum, geliyor. yaşıyor, ben de kendi kendime hem mutlu oluyorum hem kendimi yalancı hissediyorum, babam ölmemiş, ben milleti kandırmışım yaşıyor işte dipdiri karşımda diyorum, diyor. Acılar ne kadar ortak halbuki. Ama artık acılarımın üstüne düşmüyorum. İnsan acısına tutununca hasta oluyor. Ben kabulleniş aşamasına geldim. Herkesi olduğu gibi kabul ediyorum. Olması gereken de bu sanırım.
Bu kadar yazıp çiziyorum ya hani karar verdim derleyip kitap yapacağım. Yetmezse ekleyip daha da yazıp bir kitap çıkaracağım. Babama… diye de boş bir sayfanın en üstünün biraz altına sana ithafen yazacağım. Beni böylesine güvenerek, kendi ayakları üstünde durabilen, kararlı, çalışkan bir insan olarak yetiştirdiğin için. Beni o kadar sevdiniz ki başka sevgilerde teselli bulma ihtiyacı bile hissetmedim. Bana o kadar inandınız ki başkaları bana inanır mı güvenir mi diye düşünmedim. Yalana ihtiyaç duymadım. Hep şeffaf bir insan olduğum söylendi. O yüzden geriye fazla bir şey kalmadı. Ecel gelip çatsa, gelme ey ecel demem yani. Ama çok gönlüm kırıldı, çok kandırdılar beni, çok inandım, güvendim.. dersimi sadece 2022 yılından değil ömrümün yaşadıkça her anından almaya devam edeceğim. Güzel şeyle de oluyor görüyorsun bence ki hep o gününde ya da öncesinde rüyalarıma geliyorsun. Keşke yol da gösterebilsen malum senin oralardan hat çekmiyor.
İşim rast gelsin mi yine? Allah doğru insanlarla da karşılaştırsın mı? Sen söyleyince olmayan oluyordu sanki.
Geçen gün rüyamda gördüm seni, sen beni, ben seni tanımadım. Sen ev sahibi ben kiracıydım. Uyanınca aklım başıma geldi. Yine de güzeldi. Yattığın yer nur olsun. Ben seni senin gittiğin günden beri her gün arıyorum ama son bir ay kala hep yanımda hissediyorum. Bir insan bu acıyı ne zaman unutur ki? Unutulur mu? Acı hafifliyor ama hatırlayınca bir taş nasıl da oturuyor insanın göğsüne. Yanına geleceğim. Bi dut ağacı bir de ceviz ağacı dikecem mezarının yanına. İnşallah bunlar da kurumaz. Kurursa da yine ekerim beni bilirsin. Ayrık otundan farksız bir inadım vardır.
Her şey değişiyor, iyi ki bu dönemde değilsin. Kalbin kırılır umudun kaybolurdu belki. Sana yaşarken destek olacak kadar büyük değildim. Bazen içim daralıyor. Güzel günleri sen göremedin ben görmeye sana anlatmaya çalışacağım. Sen de hep gururla bakacaksın bana. Çok okuyorum ama yazamıyordum bir de çizmiyorum artık. Emanet ettiğin çizimi daha tamamlamadım. Gittiğin yer oralara benziyor mu güzel olana? Ben kendimi köreltiyor muyum? Bilmiyorum ama umudum hâlâ var. Güzel günler bizi bekler belki. Sakin sakin yoluma devam ediyorum telaşım yok. Görsen belki kızarsın ama hevesim de yok. Bir tatlı sözüne feda edeceğim. Sen kırk yıl hatrı olan kahveyi çok severdin. Hatırlık işimiz yokta başkasına, varsa hatırım görüşürüz umudundayım.
Anadolu’nun Aralık ayazında, ruhların soğuktan buhar olup taştığı gecede, yıldızınız parlak, sevdiğiniz yanınızda, özleminiz kalbinizde, ufkunuz açık, kalbiniz ferah olsun. Hepimiz bir gün kuşlar gibi maviliğe kanat açacağız. Esen kalın hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar.
06.12.25/23:08|fk
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder