Insan yaşamla ölüm arasında bir çizgiye düştüğü zaman tüm hayatı gözünün önünden geçer. Bunu bizzat bir kaç defa yaşadım. Yaptığım hatalarım birinci sırada özleyeceklerim ikinci sırada yer alırdı. Vicdan o anda bile yalnız bırakmıyor kör olası. Şimdi öyle hiçbir şey olmadan bir kararın eşiğindeyim ve yine tüm hayatım gözümün önüne geliyor. Bu kez gariptir ki aklima ilk gelen kağıttan gemi yapmak. Bana ilk en büyük abim öğretmişti kağıttan gemiyi. Sabırla. Birkaç denemeden sonra öğrenmiştim. Benim büyüğüm olan abim okuma yazmayı öğretmişti ilk. O da manidar. Ilk tarih kitabını abimde görmüştüm. Hayran kalmıştım. Okumak için can atıyordum. Sonra edebiyat o şiirler. Divan şiirleri. Daha ne yazdığını bile anlamadığım soluk yüzlü kitaplar. Diğer abiden pek bir şey öğrenmedim. Gözümün üstündeki bıçak yarası hatırası sağolsun. Ablam makrome örmeyi öğretmeye çok uğraştı iş eğitimi dersinde düşük not alıyordum. Adı ile alakası olmayan gereksiz bir ders. İşi öğretmiyordu. Sonuç olarak bir ilmek nasıl atılır asla öğrenemedim. Kalın kafalıyım ne de olsa.
Bilmiyorum garip bir iç sıkıntısı yine yakama yapıştı. Türkiyem kan ağlarken ben kendi derdimdeyim. Bunları düşünmek acı veriyor artık görmek istemediğim bir gelecek içindeyim. Daha ne göreyim. Önce yangın, sonra salgın şimdi deprem. Manidar gerçekten. Burayı daha fazla açarım ama beni de soruşturmaya falan alırlar. Girmiyorum. Seyretmiyorum da artık. Dinleyemiyorum. Bu kadar şey bir aya unutulacak biliyorum. Yaşayan bile unutacak. Insanoğlunu bu yüzden seviyorum. Başına gelen her şeyi unutmaya meyilli oluşundan. Ben etkisi altında kalıyorum. Olaylar beni yönetiyor sanki. Okumuyorum.
Halbuki "oku" değil miydi ilk emir? Oku muydu yoksa "tekrar et" miydi? Biz ne okuyoruz ne tekrar ediyoruz Allahım! Hatalarımızda ısrar ediyoruz. Osman Öztunç'un deprem şiiri geliyor aklıma. İçimde acı bir his yutkunamıyorum. "Sen kardeşim evet sen eğer yetişmez isen
Giyecek kefenim yok üzerime süs bugün
Yurdumda yerler gökler yas içinde yas bugün" deyip zaten o kadar güzel anlatıyor ki olanı. Bunu unutmuşlar paylaşanda yok bugün.
Neyse. Deyip geçeyim. Geçecek bu deyip sevineyim. Ne deyim. Daha ne söyleyim. Kağıttan gemilerle umut arıyor gönlüm. Bir nesil geliyor o gemiyi bilmeyen. Heba olmuş yılları tarihte silinmeyen. Yaş aldık boş geçmiş dört yılımız var. Acep Tanrı huzurunda da unutulur mu yıllar torpil geçer mi bize hadi alın bu kaybettiğiniz yılları ben de saymıyorum mahşer günü bunları...
Yok daha artık içime dönmekteyim. Bir gün döndüğüm yerden çıkmaya gayretteyim. Size deprem şiiri ile bir öfke bırakıyorum. Dönemediğiniz yerde ta ilerde bekliyorum.
18:13 /18.02.23 fk

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder