22 Mayıs 2026 Cuma

Ayrılış


Mayıs ayının sonlarına yaklaşıyoruz. Birkaç gün sonra Kurban Bayramı. Yarım saate evden çıkıp üç kuruş aldığım işime gideceğim. Eskiden olsa bir şükürlülük hali esneme gibi basardı beni. Şimdi bir garip süreçteyim. Doğru bildiğim şeylerin yanlış, inandığım değerlerin çürük olduğunun farkına mı varıyorum, telkin mi ediliyor, büyüyor muyum pek bi aradayım. Dereler malum yağmurlardan dolup taştı. Boğulmamak için iki ara daha güvenli şimdilik. Güvenli limanlarımı terketmek baş ağrısı, kaşıntı, öfke ve hayal kırıklığı yaşatsa da bir yerlere yetişememe hissinden kurtulacaksam başım gözüm üstüne diyorum. Yorgun ruh halim ve sürekli kapanmaya çalışan göz kapaklarım bıkkınlık içinde. Hangi yönüme güveneyim şaşırdım. Hocam ona anlattıklarım doğrultusunda küçük sene ne söylemek istersin demişti. Söyleyecek bir şey bulamadım. Tarkan gibi Geççek bile diyemiyorum zira bu günüme kadar geçmemiş gelecekten de pek bi ümitli değiliz o halde o küçük beni alır sarar sarmalar daha güçlü ol kızım derdim. Zor günler level atlatıp devam ediyor. Bunu düşündükçe bir ağlama hissi gözlerimde buğu ve burnumda acı bir sızı hissederken ne kadar çok fiilimsi kullandığımı farkediyorum. Kafa derim sızlıyor değişimin eşiğinde değişime direnen ruhumla başa çıkmaya çalışıyorum. Ruhum bedenime yeniliyor. Telefona gelen sürekli bildirimler, yaptığım işi sorgulamama sebep oluyor. Kaçacak ya da gidecek bir yönüm yok. Eskiden de ayağına çapa bağlanmış ve deniz dinine atılmış bir ceset gibiydim ruhum galip gelir kurtulurdum derinlerdeki karanlıktan ama şuan bu çapayı ruhum değil bedenim kaldırmalı. Boğulmaktan korkmuyorum. Çok bi umudum yok bu dünyadan ama inatçı ruhum yılkı çevikliğiyle yükselirken yüzeye ben yine bedenime yenik düşüyorum. İnsan eti ağır derlerdi ne demek şimdi anlıyorum. Deli taylar gibi karaya çıkışım derin bir uykudan uyanan mumya gibi iç çekişimi çok derinlerde hissediyorum. Ama ses yok. Zaman durmuş gibi. Göz kapaklarım kapanmak üzere. Ve son nefesimi bile içimde tutarak bedenimi bırakıyorum o yemyeşil ovanın koyu mavi ile yeşil arasında kalmış acı suyunun derinliklerinde. Zaman duruyor. Gömülen geçmişimi o suda bırakan ruhum ile geleceğe dağın eteklerinden göğe doğru dört nala gidiyorum. Kanatlarım varmış gibi. Ayaklarım yere değmiyor sanki. Köpüren tenimde yelelerim uçuşuyor. Ben bir yılkı atıyım. Yuvasını, obasını terk eden. Derin bir vadide koşturuyorum. Huzurum, huzur kelimesi pek bir yabancı geldi keyfim yerinde…


22.05.26/14:59|fk


Hiç yorum yok:

Günah benim🐦‍⬛

  Zihnimin deli gibi çalıştığı bir süreçteyim. Kafam yanıyor. Öfkem o kadar fazla ki hani Tufan çıksa kendi çevremde girdap oluştururum. Tan...