Ah bee
Yine bir gece çökmüş gönlüme. İçim buruk kırık. Kafam iki gündür çatlarcasına ağrıyor. Ne bu inat bir ağrı kesici dindirecekken ağrıyı, ne bu acıya bacaklarından sarılmak. Acı bu kadarda sevilmez be kardeşim! Dedim ya gece çöktü üstüme pek bi karanlığım. Serin ama ağır. Kimsenin kimseden haberi yok. Anlatmazsan bilmezler. Anlatınca anlamazlar. Derdini söylemeyen derman bulamazmış. Demek ki dermanı doğru yerde aramak lazımmış. Bir ilaç alıp acıma sabah son vereceği umuduyla yatacağım. Düşünsene belki bu son yazım olacak. Hiçbir şey yapamadan gitmiş olmak çok koyardı belki. Ama bilmezdim. Kimse bilmezdi.
Göç bahsini kapatıyorum, bugün Sıla’nın Saki şarkısı dilime dolandı durdu. “Ahh be hiç haberin yok!” Ne garip değil mi bazen ne duygular yaşıyoruz, ne acılar çekiyoruz ve kimsenin ruhu duymuyor. Hiç bilmediğiniz, tanımadığınız, görmediğiniz, sesini duymadığınız hatta rüyanızda bile görmediğiniz birini beklediniz mi? Beklemek de güzeldir ama doğru durakta demişler… ya yanlış yerde olduk ya yanlış zamanda. Bir türlü dikiş tutturamıyoruz. Hayatı da bu yüzden çift dikiş yaşadım sanırım. Hayatta şu dört doğru olayını bi gerçekleştirebilsem nirvana’ya ulaşacağım sanırım. Şimdi ne bu dört doğru diyeceksiniz. Bir dönem numeroloji eğitimi alırken öğrenmiştim. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişiye, doğru tepkiyi vermek.. bunu da öğrendim başım göğe erdi.
Bizler ne istediğini bilmeyen canlılar olduğumuz için istediğimiz verildiğinde şaşa kalabiliyoruz. Yaaa Tanrım ben bunu demek istememiştim.. aslında onu isterken istiyordum ama şuan o duyguda diiliim.. dedim ya bilmiyoruz ne istediğimizi. Hadid Suresinde şöyle bir ayet geçiyor, “22.Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır”. Zaten yazılanı yaşıyoruz ve daha yaratılmadan kütüğümüze işlenmiş. O zaman “olan hayırlıdır”! Deyip yolumuza bakmamız gerekiyor. Allah bu şaşkınlar ne istediğini bilmez deyip mi yazmış yoksa yazalım zaten bu mal yine bunu yaşar mı demiş? Mevlana’ya atfedilmiş bir söz var şey der” kuldan bela gelmez hak yazmadıkça, hak bela yazmaz, kul azmadıkça”.. nasıl bir paradoks değil mi?
Ben yine gece gece sıyırdım kafayı. Yorgunluğunu serin bir su başında gidermek isteyen Atsız gibi uzun yoldan gelmişim. Dilim damağım kurumuş. Halim, dermanım kalmamış. Güç bela bir su bulmuşum. Acele ediyorum.
Suyunuz serin, düşünüz derin olsun Esen kalın kafasına esip ne yapacağını bilmeden debelenen nasipsizler. Ahınız tutsun. Yolunuz doğruluk üzre olsun.
11.06.26/23:40|fk


Yorumlar